Siyasal Paradigmalar
Bülent Tezcan Demokrasi sorunu tek başına değil ama öncelikli olarak bir anayasa sorunudur. Demokrasinin ihtiyaç duyduğu kurumsal yapının inşasında, yazılı olsun olmasın anayasaların payı kuşkusuz... Güçlü Demokratik Parlamenter Sistem

Bülent Tezcan
27.Dönem Milletvekili
Anayasa Komisyonu Üyesi

Demokrasi sorunu tek başına değil ama öncelikli olarak bir anayasa sorunudur. Demokrasinin ihtiyaç duyduğu kurumsal yapının inşasında, yazılı olsun olmasın anayasaların payı kuşkusuz çok önemlidir. Özellikle kurumsal birikimin hak ve özgürlükleri güvence altına almakta çok da güçlü olmadığı ülkelerde yazılı anayasaların önemi daha da artmaktadır.

Ülkemizde hak ve özgürlük talepleri ile anayasal düzen ihtiyacı birbirine paralel yürümüş, 1876 Anayasası ile başlayan süreç bugüne kadar gelmiştir. Bu tarihsel süreç içerisinde demokrasinin inşası açısından 1961 Anayasasını en ileri adım, 1982 Anayasasını geriye dönüş, 16 Nisan 2017 değişikliklerini ise otoriter yönde esaslı bir kopuş ve geri adım olarak nitelemek mümkündür.

12 Eylül darbesi 1982 anayasasını, demokratik hak ve özgürlükleri terörün kaynağı olarak gören, devlet otoritesinin genişlemesi, hak ve özgürlük alanının daraltılması anlayışına dayalı olarak hazırladı. Darbe öncesi parlamenter sistemin işleyişindeki tıkanmaları bahane ederek bunları aşma adına çoğulculuğu yok eden düzenlemeler getirdi. Bir taraftan temel hak ve özgürlükler sınırlanırken, diğer taraftan Cumhurbaşkanına tanınan aşırı yetkilerle parlamenter sistemden sapıldı. Uzun yıllar darbe hukukundan arınma konuşulurken bu kez 16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği ile parlamenter demokrasinin anayasal kırıntıları da yok edilip, fiilen yaratılan tek adam rejiminin anayasal zemini de oluşturuldu. Aslında 16 Nisan referandumu öncesinde sorun mevcut sistemi nasıl iyileştirebiliriz sorunuydu. Şimdi ise tek adam rejiminin yerinde güçlü demokratik parlamenter sistemi nasıl kurabiliriz sorununa dönüştü.

Türkiye için en uygun hükümet sistemi neden demokratik parlamenter sistemdir sorusu bu yazının konusu değildir. Esasen üzerinden henüz iki yıl kadar bir zaman geçmiş olmasına karşın tek adam rejiminin çözümsüzlüğün ve krizlerin başlıca sebebi haline gelmiş olması, başka bir tartışmaya gerek bırakmadan bir değişim ihtiyacını da açıkça göstermektedir. Biz burada sadece, güçlü bir parlamenter sistem için hangi anayasal adımların atılması gerektiğini ele almakla yetineceğiz.

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var. Eski sistemin de kusurları ve eksikleri vardı. Bu nedenle arayışımız bir eskiye dönüş arayışı değildir. Eskinin kusurlarından da arınmış bir yeni sistem kurma çabasıdır. Bu nedenle eskisinden ayırmak için “güçlü parlamenter sistem” ifadesini kullanıyoruz. Nitekim çeşitli siyasi partilerin “güçlendirilmiş parlamenter sistem” ifadesini kullanmalarının da aynı kaygıdan kaynaklandığı görülmektedir.

Güçlü parlamenter sistem için; kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme mekanizmaları, yürütmenin yasama ve yargı üzerindeki etkisinin sınırlanması, meclisin etkin yasama ve denetim imkânına sahip olması, yargının tamamen bağımsız, yasama ve yürütmeyi denetleyen, siyasetin etkisinden arınmış bir yapıya kavuşması önemlidir.

Bu noktada öncelikle hükümet sisteminin parlamenter sisteme uygun olarak değişmesi ve buna bağlı olarak devlet organlarının yeniden ele alınması gerekmektedir.

Yürütme Alanında Yapılması Gerekenler

Yürütme parlamenter sisteme uygun olarak yeniden düzenlenmeli, yürütme yetki ve görevi esas olarak başbakan ve bakanlardan oluşan bakanlar kuruluna ait olmalı, hükümet meclisten güvenoyu alarak kurulmalıdır.

Cumhurbaşkanı tarafsız, partilerle ilişiksiz, yetkileri sınırlı ve sembolik olmalıdır. Cumhurbaşkanının parlamentoyu fesih yetkisi parlamenter sisteme uygun olarak çok sınırlı hallerde tanınmalıdır. Esasen parlamento tarafından seçilmesi sisteme daha uygun olacaktır. Ancak halk tarafından seçilmesi tercih edilecekse, cumhurbaşkanlığı seçimi ile milletvekilliği seçimi farklı tarihlerde yapılmalıdır.

Hükümetin göreve başlarken güvenoyu alması ve hükümet kurulması kolaylaştırılmalıdır. Güvenoyu almak için güvenoyu verenlerin sayısının vermeyenlerden fazla olması yeterli görülmelidir. Yapıcı güvensizlik oyu uygulamasıyla yeni bir hükümet kurulmadan hükümeti bozma yolu kapatılarak istikrarsızlığa yol açabilecek uygulamalar önlenebilir.

En çok oy alan partinin hükümet kuramaması halinde ikinci partiye hükümet kurma görevi verilmesi mecburiyeti anayasaya konmalıdır.

Olağanüstü hal dönemlerinde ortaya çıkabilecek keyfilikler önlenmelidir. Bu çerçevede olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri 30 gün içinde TBMM’de görüşülüp karara bağlanmalı, karara bağlanmayanlar kendiliğinden yürürlükten kalkmalıdır. Ayrıca olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri yargı denetimine açılmalıdır.

Üniversiteler siyasetin arka bahçesi olmaktan çıkarılıp, bilim yuvasına dönüştürülmelidir. Üniversitelerin idari, mali ve bilimsel özerkliği sağlanmalı, YÖK kaldırılıp bu esaslar çerçevesinde Üniversitelerarası Kurul oluşturulmalıdır. Cumhurbaşkanının Üniversitelerarası Kurula üye ve üniversitelere rektör atama yetkisi olmamalıdır.

Ekonomik istikrar, sorunlara sürdürülebilir çözümler üretilebilmesi, israf keyfilik ve verimsiz uygulamaların engellenmesi için, başta Merkez Bankası olmak üzere düzenleyici ve denetleyici kurumların bağımsızlığı ve güvencesi sağlanmalıdır.

Yasama Alanında Yapılması Gerekeneler

Yasama organının en geniş temsil olanağını sağlayacak şekilde oluşması demokratik çoğulculuğun güvencesi olacaktır. Bu nedenle TBMM üyelerinin belirli bir oranı (örneğin beşte biri) ülke seçim çevresi esas alınarak barajsız nispi temsil esasına göre seçilebilir. Bu, küçük siyasi partilerin de mecliste temsilini sağlayacak etkili bir yoldur. Seçim barajı kaldırılmalı ya da %3, %5 gibi makul bir düzeye çekilmelidir. Yurt dışı seçmenlerin temsili için yurt dışı seçim çevresi oluşturulmalıdır.

Kanun teklif ve tasarılarının görüşülmesinde demokratik müzakere anlayışı ve muhalefetin söz hakkının etkin kullanımı güvence altına alınmalıdır. Kanun teklif ve tasarıların komisyon görüşmeleri sırasında ilgili meslek ve kişi gruplarının, uzmanların ve kurumların görüşlerine başvurulmalı, bu görüşlerden çıkan sonuçlar ayrı bir raporla teklif ve tasarı metnine eklenerek Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmalıdır. Bazı teklif ve tasarıların (örneğin seçimlere, siyasal partilere vb. ilişkin) Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve genel kurulda görüşülmesine ilişkin olarak İçtüzükte öngörülen süreler kısaltılamamalı, bu teklif ve tasarılar iki kez görüşülmeli ve karar yeter sayıları özel nisaba bağlanmalıdır. Torba kanun yasaklanmalı, temel kanun net olarak tarif edilmeli ve kötüye kullanımın önüne geçilmelidir. Böylece Meclis ve milletvekilleri en geniş araştırma ve tartışma imkânına, etkin kanun yapma olanağına sahip olacaktır.

Anayasa Komisyonu, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu ve meclis araştırma komisyonları gibi bazı özel komisyonlarda siyasi parti gruplarının eşit temsili esas olmalıdır. Bütçe komisyonundan ayrı bir kesin hesap komisyonu kurulup başkanı ana muhalefet partisinden olmalıdır.

Yasamanın yürütmeyi etkin olarak denetleyebileceği bir denetim sistemi kurulmalıdır. Güvenoyu, gensoru ve sözlü soru mekanizmaları yeniden getirilmelidir. Gensoru, meclis araştırması, genel görüşme ve meclis soruşturması talep ve karar nisapları denetim imkânını kolaylaştıracak şekilde düşük tutulmalıdır. Meclis araştırması yapılması veya genel görüşme açılması talebinde imza belirli bir sayıya ulaştığında ayrıca oylama yapılması aranmamalıdır.

Yeni bir denetim yolu olarak Bakanlar Kurulunun TBMM’ne “rapor verme” usulü getirilmelidir. Milletvekilleri, temel hak ve özgürlüklere ilişkin kanunların uygulanması konusunda Bakanlar Kurulu’ndan özel rapor talep edebilmelidir. Ayrıca Bakanlar Kurulu Meclise belirli periyodlarda; uluslararası insan hakları antlaşmalarından kaynaklanan yükümlülükleri nasıl uyguladığı veya yabancı ülkelere gönderilen silahlı kuvvetlerin durumu gibi konularda rapor vermelidir.

Yargı Alanında Yapılması Gerekenler

Anayasa Mahkemesi üyeleri, yüksek yargı ve TBMM tarafından nitelikli çoğunluk, tek oy verme gibi üye seçiminde geniş uzlaşmayı zorlayacak yöntemlerle seçilmelidir. Üyeler özel bir komisyon huzurunda kamuya açık şekilde dinlendikten sonra seçilerek, kamuoyunun liyakat denetimi sağlanmalıdır.

Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma yetkisi genişletilmelidir. Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasal partiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda biri oranındaki üyeler, kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren konularda Yüksek Hâkimler Kurulu, Yüksek Savcılar Kurulu, Yargıtay, Danıştay, üniversiteler, büyükşehir belediyeleri ve kamu kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşları iptal davası açabilmelidirler.

Devlet organlarının yetki tecavüzü hallerine karşı organ uyuşmazlığı davası getirilmelidir.

Cumhurbaşkanının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcı vekili seçme yetkisi ile Danıştay üyesi seçme yetkisi sınırlandırılmalı, seçimlerden önce adayların bunun için oluşturulacak bir komisyon tarafından kamuya açık olarak dinlenmesi imkânı getirilerek liyakat denetimi sağlanmalıdır.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu birbirinden ayrılarak Hâkimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu kurulmalıdır. Adalet Bakanı ve müsteşarı (yardımcısı) Hâkimler Yüksek Kurulunda yer almamalıdır. Kurullara Cumhurbaşkanının üye seçme yetkisi tanınmamalıdır. Üyeler Yargıtay, Danıştay ve TBMM tarafından seçilmelidir. Adaylar üye seçimlerinden önce bu iş için oluşturulacak komisyonlar önünde kamuya açık şekilde dinlenerek liyakat denetimi sağlanmalıdır. Nitelikli çoğunluk, tek oy verme gibi yöntemlerle, üye seçiminde geniş uzlaşmayı zorlayacak usuller getirilmelidir.

Yüksek Seçim Kurulu kararları anayasa yargısı denetimine açılmalıdır.

Sonuç

Türkiye’ye özgü diye yutturulmaya çalışılan tek adam rejiminin aslında tüm kuvvetleri bir elde toplayan, egemenliği tek bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştıran bir otoriter rejim olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Yine bu kısa süre içinde bu sistemin Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermek yerine sorun üreten bir sistem olduğu da anlaşıldı. Ülkemizin hızla, tarihsel birikimine de uygun bir şekilde demokratik parlamenter sisteme geçmesi bir zorunluluk halini almıştır. Bu sistem 1982 Anayasası ile bozulmuş bir parlamenter sistem değil, güçlü (güçlendirilmiş) bir demokratik parlamenter sistem olmalıdır.

Buraya kadar güçlü demokratik parlamenter sistemin kurulabilmesi için gerekli anayasal, kurumsal değişikliklere ilişkin önerilerimizi sıraladık. Kuşkusuz güçlü bir parlamenter sistem ve demokrasi inşası için salt anayasal önlemler yeterli değildir. Bunların yanında ve an az bunlar kadar toplumun demokrasi geleneği, siyaset pratiği, ülkenin tarihsel birikimi ve mevcut düzenlemelerin demokratik bir vizyonla uygulanabilme kapasitesi de önemlidir. Ülkemiz zaman zaman önemli kırılmalar yaşasa da bu birikime sahip olduğumuza inanıyoruz. Bu birikimin yönü, nasıl etkinleştireceği ise başka yazıların konusudur.

Şüphesiz yapabiliriz ve yapacağız.

  • Ragıp Güven

    13 Ocak 2021 #1 Author

    Ülkemizin Gerçek sorununa değinen çözüm önerilerine yürekten katılıyorum
    Kalemine sağlık

    Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir