Siyasal Paradigmalar
Av. Ali Mahir Başarır “ADALET”, toplumsal hayatın en temel ihtiyaçlarından biri hatta en başta gelenidir. Adalet terazisinin dengesi şaştığında ise hayatın temel dengesi bozulmuş olur.... Alfabedeki Harfler Yetersiz Kaldı
Gönderiyi Paylaşın

  Av. Ali Mahir Başarır
CHP PM Üyesi – Mersin Milletvekili
TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi

 

“ADALET”, toplumsal hayatın en temel ihtiyaçlarından biri hatta en başta gelenidir. Adalet terazisinin dengesi şaştığında ise hayatın temel dengesi bozulmuş olur. Zira mahkeme duvarlarında yazılı duran “adalet mülkün temelidir” ilkesi toplumsal yapıdaki çok geniş bir dengeyi sembolize eder.

Sosyal ve fiziksel yaşamın temeli adalet ise, adaletin temeli ne olabilir? Adalet nasıl tesis edilebilir? Kanunların ve bunların uygulamasına dayalı olarak sürdürülen hukuk sistemleri adaleti sağlamak için yeterli midir?

Evet hukuki sistem ve bunun üreteceği hukuki adalet son derece büyük bir önem taşır. Ancak sosyal hayatta “adalet” de sadece hukuki adalet değildir.  Sosyal hayattaki adalet; gelir dağılımındaki adaleti, fırsatların dağılımındaki adaleti, siyasi görüşlerin temsil edilmesindeki adaleti ve bunlara benzer pek çok sosyal konuyu kapsayan büyük bir dengenin tezahürüdür.

Hukuk sistemi adaleti üretmekte başarılı olamadığımda yani “Adalet Mülkün Temelidir” sözünün felsefi ağırlığı hukukun üzerinden kalktığında, toplumda yan çözümler ürer. Liyakatsizliğe bağlı olarak, basiretsizliğe bağlı olarak ve kayırmacılığa bağlı olarak ülke de mafyatik yapılar üremeye başlar.

Hukuki sistemlerin uygulayıcısı olduğu kanunların yapıcılarında, liyakatsizlik, basiretsizlik ve kayırmacılık var ise ne yapacağız peki. Yani artık tuz bile kokmaya başladıysa, bir yasa 204 kez değiştirildiyse mesela ne yapacağız?

Mevcut siyasi iktidar Kamu İhale Kanunu’nda 204 kez değişiklik yaptı. Özellikle istisna maddelerini o kadar genişletti ki maddeler için alfabedeki harfler bile yetersiz kaldı.

Bilindiği üzere bir kamu ihalesi; açık, pazarlık ya da belirli istekliler arasındaki usullerden biriyle yapılmaktadır. Bunlar arasında eşitlik, rekabet, şeffaflık ilkelerini sağlayan ihale türü açık ihale türüdür. Ancak günümüzde ise adrese teslim ihale anlayışı içerisinde olan AKP İktidarı, pazarlık usulü ihaleyi bir temel ihale usulü haline getirmiştir. Kamu ihalelerini yandaşlarına peşkeş çekmek adına, pazarlık usulü olarak adlandırdığımız 21/b maddesi iktidarın can simidi olmuştur.

Çok uzağa gitmeye gerek kalmadan, son yayınlanan Sayıştay raporlarında sadece Bakanlıkların yapmış olduğu ihalelerde 72 kez yolsuzluğun tespit edilmesi, AKP iktidarının ihalelerdeki ilkesiz tutumunu net olarak ortaya koymaktadır.

Çarpıcı olduğunu düşündüğüm bir ihaledeki usulsüzlüğü sizlere buradan aktarmak isterim: Yargıtay Binası Yapım İşi İhalesi’nde, kontrollük hizmeti için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 8 adet lüks araç aldı. Bu araçlar, yapılacak olan işin düzgün olup olmadığına ilişkin kontrol amacıyla alındı. Ancak, bu araçların plaka tanıma sistemi incelendiğinde, yapım işi Başkent Ankara’da olmasına rağmen, araçların Çeşme, Altınoluk, Akçay gibi tatil yerlerinde bulunduğu tespit edildi. Kamu parasıyla alınan bu araçlar, kişisel menfaatler ve keyifler amacıyla kullanılırsa tuzun koktuğunu söylemek yanlış olmaz.

Sayıştay raporlarında buna benzer birçok usulsüzlük, yolsuzluk örnekleri var.

Bir inşaatın temelini sağlam atmazsanız, üzerine ne kadar kat çıkarsanız çıkın yıkılmaya mahkumdur. İşte sosyal ve ekonomik alanda adaleti sağlayamadığınızda da mülkün temelini sarsmış olursunuz.

Şimdiye kadar Yorum yok.

Aşağıda Yorum bırakmak için ilk siz olun.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.