Siyasal Paradigmalar
Dr. Esra Kaya Erdoğan Türkiye ve KKTC’de yer alan üniversitelerdeki yönetsel görevlerin toplumsal cinsiyet temelli dağılımını ortaya koyma hedefiyle yola çıkılan araştırmada, idari ve akademik... “Yükseköğrenimde Yönetsel Kadrolarda Cinsiyet Eşitsizliği” Araştırması

ÜNİV-DER
Araştırmacı: Dr. Esra Kaya Erdoğan

 

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği tarafından 2020 yılında yürütülen “Yükseköğrenimde Yönetsel Kadrolarda Cinsiyet Eşitsizliği” araştırması[1], yükseköğretim sisteminde akademik ve idari yönetsel kadrolarda cinsiyet eşitsizliğinin güncel durumunu, farklı boyutlarını ve niteliğini ortaya çıkarmayı hedeflemiştir[2].

Türkiye ve KKTC’de yer alan üniversitelerdeki yönetsel görevlerin toplumsal cinsiyet temelli dağılımını ortaya koyma hedefiyle yola çıkılan araştırmada, idari ve akademik yönetsel sorumluluğu olan 22.799 pozisyonun güncel bilgisi taranmış ve niceliksel yöntemlerle analiz edilmiştir (Neuman, 2010). Veri analizinde, üniversitelerin kuruluş dönemleri, vakıf-kamu üniversitesi olma türleri, yer aldıkları ülkeler (Türkiye-KKTC) bazında değerlendirilmeler yapılmıştır. Ayrıca dekanlıklar ve daire başkanlıkları faaliyet, uzmanlık ve görev alanları çerçevesinde analiz edilerek, yönetsel pozisyonlardaki temsilin içeriği ve bu pozisyonların toplumsal iş bölümündeki cinsiyetçi rejimlerin uzantısı olması hali de sorgulanmıştır.

Akademik yapılanmada kadınların üst basamaklardaki temsilinin erkeklere göre daha düşük düzeyde olması, dünya genelinde geçerli olan bir eğilimdir. Küresel düzeyde karşılaşılan ikinci eğilim ise, üniversitelerdeki yönetsel görevlerdeki iş bölümünün, geleneksel toplumsal cinsiyet rolleriyle ilişkili olarak, daha çok domestik işlere benzer görevlere göre düzenleniyor olmasıdır. Araştırma bulguları Türkiye’de her iki eğilimin de geçerli olduğunu ve oranların birçok ülkenin de gerisinde kaldığını göstermiştir. Türkiye yükseköğrenim sistemindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliği, rektörlükten bölüm başkan yardımcılığına uzanan akademik ve idari yönetsel hiyerarşiyle paralel bir hat ile şekillenmektedir.

Yükseköğrenim kurumlarında, rektör pozisyonunda yüzde 8 düzeyinde kalan kadın temsili, rektör yardımcılığı ve genel sekreterlikte yüzde 11, meslek yüksekokulu müdürlüğünde yüzde 18, fakülte dekanı ve genel sekreter yardımcılıklarında yüzde 21, daire başkanlığı ve enstitü müdürlüklerinde yüzde 26, merkez müdürlüğü ve bölüm başkanlıklarında yaklaşık yüzde 31-32 ve dekan yardımcılıklarında yüzde 35 ve bölüm başkan yardımcılıklarında yüzde 39 düzeyindedir. Araştırma kapsamına dahil olan hiçbir yönetsel kategoride kadınlar yüzde 40 eşiğini aşamamaktadır. Yönetsel kadrolarda kadınların temsilinin bölüm başkan yardımcılıkları, dekan yardımcılıkları, genel sekreter yardımcılıkları pozisyonlarında, akademik basamaklanmaya göre daha yüksek oranlarda seyretmesi ise kadınlara düşen “yardımcılık” rolünü ortaya koymaktadır.

Üniversitelerdeki dekanlık ve daire başkanlıkları uzmanlık/alan temelinde ele alındığında, kadın yöneticilerin konumlandıkları alanların toplumsal cinsiyet rejiminin uzantısı olarak şekillendiği görülmektedir. Dekan ve dekan yardımcılığı pozisyonlarında kadınların genel ortalamanın üzerinde temsil edildiği alanlar “Sağlık Bilimleri, İletişim, Güzel Sanatlar” gibi fakülteler olurken, “Bilgisayar ve Bilişim, Mimarlık/Mühendislik ve İlahiyat/İslami Bilimler” fakültelerinde kadınların temsilinin genel ortalamanın altına düştüğü görülmektedir.

Fakülteler Kadın Dekan (Oranı) Kadın Dekan Yardımcısı (Oranı)
Sağlık Bilimleri %55 %73
İletişim %38 %38
Güzel Sanatlar %30 %55
Bilgisayar ve Bilişim %8,3 %17
Mimarlık/Mühendislik %6,3 %26
İlahiyat/İslami Bilimler %0 %4

Fakültelerde olduğu gibi, daire başkanlıklarındaki uzmanlık/alan temelindeki dağılım da domestik işler ve benzeri görevlerde kadınların nisbi olarak yer bulabildiklerini ortaya çıkarmaktadır. Çalışma yaşamının diğer alanlarında olduğu gibi, üniversitelerin yönetsel kadrolarında da “empati temelli, derleyici, düzenleyici” roller kadınlara atanmakta, “sayısal, teknik ve para” ile ilişkili alanlar ise erkeklerle özdeşleştirilmektedir.

Daire Başkanlıkları Kadın Daire Başkanı (Oranı)
Öğrenci İşleri %38
İnsan Kaynakları %32
Kütüphane ve Dokümantasyon %32
Kalite ve Stratejik Planlama %14
İnşaat %7
Bilgi İşlem %4

Üniversitelerin kamu-vakıf olma türünün kadın temsili açısından fark yarattığı da araştırma sonuçlarında açıkça görülmektedir. Vakıf üniversiteleri yönetsel kadroların tüm kademelerindeki kadın temsili ortalamasını yükseltmektedir. Bir başka deyişle vakıf üniversitelerindeki yönetsel kadroların tümünde kadınlar kamu üniversitelerine oranla daha fazla temsil edilmektedirler. Ancak rektörlük, genel sekreterlik ve rektör yardımcılığı gibi yönetsel hiyerarşinin üst basamaklarında vakıf üniversitelerindeki kadın yöneticilerin oranı yüzde 20’yi geçmemektedir[3].

Kadınların temsil oranı açısından dikkat çekici bir diğer husus ise üniversitelerin kuruluş dönemleri temelinde[4] yapılan analizin sonuçlarıdır. Kuruluş dönemi açısından birinci dönem olarak belirlenen 1933-1985 yılları arasında kurulmuş 29 üniversitede kadınların temsil oranının daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu üniversiteler Türkiye’nin büyük şehirlerinde kurulmuş, köklü, kurumsallaşmış ve büyük kamu üniversitelerinden oluşmaktadır.  Son 15 yılda kurulan 137 üniversitede ise kadınların yönetsel kademelerdeki temsili, hemen her düzey için, genel ortalamanın altında kalmaktadır.

Son 30 yılda Türkiye akademisinde kadınlar lehine bir artış söz konusu olsa da bu artış mevcut eşitsizlikleri örtmeye yetmemiştir (Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi, 2019). 2020 yılı verilerine göre Türkiye akademisinin yüzde 45’i kadınlardan oluşmaktadır. Araştırma ve öğretim görevliliği gibi aşağıdan gelen kadrolarda ise kadınların varlığı yüzde 50’nin üzerine çıkmaktadır. Bu sayısal yoğunluk gelecekte kadınların yönetsel kademelerde daha fazla yer alabileceğine dair bir garanti vermese de aşağıdan gelebilecek olumlu basıncın umudunu taşır.

KAYNAKÇA

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi. (2019). Türkiye’de Yükseköğretimdeki Cinsiyet Eşit(siz)liği. İstanbul. Aralık 21, 2020 tarihinde https://gender.khas.edu.tr/sites/gender.khas.edu.tr/files/inlinefiles/Turkiyede%20Yuksekogretimdeki%20Cinsiyet%20Esitsizligi.pdf https://gender.khas.edu.tr/sites/gender.khas.edu.tr/files/inlinefiles/Turkiyede%20Yuksekogretimdeki%20Cinsiyet%20Esitsizligi adresinden alındı.

Neuman, W. L. (2010). Toplumsal Araştırma Yöntemleri 2. (S. Özge, Çev.) İstanbul: Yayın Odası.

[1] Çalışma, IPA II. Haklara Destek Programı çerçevesinde yürütülen proje kapsamındaki dört araştırmadan biridir. Haklara Destek Programı, Avrupa Birliği’nin finansal desteği ile yürütülmektedir. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Haklara Destek Programı’na aittir ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

[2] Türkiye ve KKTC’de yer alan üniversitelerin yönetsel kademelerindeki cinsiyet eşitsizliğini ortaya koyan temel veri çalışması ise 2020 yılı Eylül ayında başlamış ve Kasım ayında tamamlanmıştır. Bu tarihler itibariyle YÖK kaynaklarında yer alan Türkiye’deki 207 üniversitenin 199’u ve Yükseköğretim, Planlama, Denetleme Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) tarafından onay alarak öğrenci alan 19 KKTC üniversitesi dahil edilmiştir. İdari ve akademik yönetsel sorumlulukları olan 12 ana pozisyon her üniversite için sorgulanmıştır. Veri toplama çalışması Şehir Plancısı Zozan Üçdağ, haritalama çalışması ise Dr. Hatice Kurşuncu tarafından gerçekleştirilmiştir. Raporun tamamına https://univder.org/ adresinden ulaşılabilir.

[3] Vakıf üniversitelerindeki akademik personelin yarısından fazlasının kadınlardan oluştuğu bilinmektedir. Kadınların vakıf üniversitelerindeki yoğunluğunun nedenleri yeni araştırmaların konusu olsa da, bu durumun olası nedenleriyle ilgili bazı tahminler yürütmemiz mümkündür. Vakıf üniversitelerinin ticari nitelikleri göz önünde tutularak, kadınların tüm sektörlerde olduğu gibi daha ucuz işgücü olması, dünya düzleminde tarihsel olarak nepotizmin çok fazla işlediği kamu üniversitelerinde erkek tanışıklığının “erkek dayanışmasına” dönüşmesi ve kadın akademisyenlerin muhafazakarlaşan ve eş zamanlı olarak ayrıca taşralaşan kamu üniversitelerine mesafeli duruşları sadece büyükşehirlerde konumlanan vakıf üniversitelerindeki “yüksek” kadın varlığını açıklayabilecek olası nedenlerdir.

[4] Çalışmaya dahil edilen yükseköğrenim kurumları; kuruluş yıllarına göre yeni bir analize tabi tutularak kategorilendirilmiştir. Türkiye’nin eğitim ve daha özel olarak yükseköğrenim politikaları göz önünde tutularak yapılan kümeleme üç ana dönemden oluşmuştur. Bunlar;  a ) 1933-1984  b) 1985-2005  c) 2006-2020.

(gazetetebeşir)

 

Şimdiye kadar Yorum yok.

Aşağıda Yorum bırakmak için ilk siz olun.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir