Siyasal Paradigmalar
Op.Dr.Fikret Şahin​​​​​​​​​ Aşı konusunda son 2 aylık periyotta 2 defa belirsizlik yaşıyoruz. Bunların ilki Grip aşıları konusundaydı, normal şartlarda Eylül-Ekim aylarında uygulanması gereken grip aşının... Covid-19 Yerli Aşı Üretimi

Op.Dr.Fikret Şahin
27. Dönem Milletvekili​​​​​​​​
Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi
Balıkesir Tabip Odası Eski Başkanı

 

ULUSAL AŞI BAĞIMSIZLIĞIMIZI KAYBETTİK

Aşı konusunda son 2 aylık periyotta 2 defa belirsizlik yaşıyoruz. Bunların ilki Grip aşıları konusundaydı, normal şartlarda Eylül-Ekim aylarında uygulanması gereken grip aşının ülkemize gelmesi bir hayli gecikti. Ülkemize ancak Aralık ayında gelen aşının dozu da olması gerekenin çok altındaydı. Grip aşısında yaşandığımız belirsizliği şu anda Covid-19 aşısı için de yaşıyoruz. Sağlık Bakanlığı Covid-19 istatistiklerinde olduğu gibi aşı konusunda da şeffaflıktan uzak bir yönetim sergiliyor. Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca 1 Aralık’ta yaptığı açıklamada; Ülkemizde aşılama programına 11 Aralık’ta başlanacağını ve Türkiye’nin aşılama çalışmalarına erken dönemde başlayan ilk ülkelerden biri olacağını söylemiş olmasına rağmen aşılar ülkemize ancak 30 Aralık’ta gelebildi. Gelen aşı sayısı, Aralık ayı için söylendiği gibi 20 milyon değil sadece 3 milyon dozdu.

Sağlık Bakanı Aralık ve Ocak ayında 20’er milyon, Şubat ayında 10 milyon doz olmak üzere toplam 50 milyon doz aşının geleceğini ve ilk basamakta sağlık personelleri ve 65 üzerinde yaşlı ve engellilerin aşılanacağını kamuoyuna açıklamış olmasına rağmen ilk partide gelen 3 milyon aşı ile sadece sağlık çalışanları aşılanabilirken 8 milyon civarındaki 65 yaş üzerindeki kişiler için maalesef aşı kalmayacak ve ilk dönemde aşılamaları yapılamayacak.

Ülkemizde binlerce ailenin pandemi sürecinde canı yanmışken, vatandaşlarımız bu aşıyı umutla beklerken, Sağlık Bakanı’nın şeffaflıktan uzak, sadece algıyı yönetmeye yönelik yaklaşımı devam etmekte, halen gelen aşıların 14 günlük kontrol sürecinin ve 28 gün ara ile 2 doz halinde uygulanacağının gerekçeleri toplumla paylaşılmamıştır. Aşıların kontrolleri 14 günden daha kısa sürede yapılamaz mı ? Faz 3 çalışmalarında aşının 1. ve 2. dozu arasındaki süre 14 gün iken neden uygulamada 28 güne çıkartılmıştır? Bu soruların cevapları Bakanlık tarafından halen yanıtlanmamıştır.

AB, ABD, Rusya, İngiltere, İsrail, Suudi Arabistan, Çin, Kanada gibi ülkeler toplumsal aşılama kampanyalarına başlarken Türkiye halen toplumsal aşılama programına geçememiş ve ne yazık ki her açıdan aşı yarışında geri kalmıştır.

 

Yerli ve Milli Olduğunu İddia Eden İktidar Yerli Aşı Üretimine Son Verdi !

Aşılar konusunda yaşadığımız belirsizliğin temel sebebi; Türkiye’nin yerli aşı üretebilecek tesislerinin kapatılması ve aşı konusunda başka ülkelere bağımlı olmamızdır. AKP iktidarı başlangıcından buyana yerli aşı üretiminin stratejik önemini kavrayamadı, tarihsel ve bilimsel birikimi olan yerli kurumları ne yazık ki ardı ardına kapattı. İlk olarak 07.06.2004 tarihinde ve 7405 sayılı Bakanlar kurulu kararnamesiyle 1982 yılında kurulan 22 yıllık Manisa Tavuk Hastalıkları ve Aşı Üretim Enstitüsünü, daha sonra 27 Mayıs 1928 tarihinde kurulmuş olan 83 yıllık Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsünü, 2.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle kapattı. Bu köklü kurumların kapatılması Türkiye’yi aşı üreten ve ihraç eden bir ülke konumundan, aşı ihtiyacını dış ülkelerden karşılayan bir ülke konumuna getirmiştir. Oysa Refik Saydam Hıfsızsıhha Kurumu tarafından; Tifo, Dizanteri, Kolera, Veba, Meningokok, Stafilokok, Boğmaca, Brusella, Oral BCG, İntradermal BCG, Difteri, Tetanoz, Kızıl, Alüminyum presipiteli Karma Aşılar, Lekeli Humma, Kuduz, Çiçek, Grip Aşısı gibi ihtiyacımız olan 18 tür aşıyı üretebiliyor hatta yurtdışına dahi ihraç ediliyordu. Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü teknolojik olarak geri kalması ve modernizasyonu için 40 milyon $ harcama gerekçesiyle kapatılmış olsa da bu geçerli bir gerekçe değildir çünkü bugün aşı ithalatı için yılda en az 200 milyon $ harcıyoruz. Hatta bu miktarda bir harcamayı yapsak dahi ihtiyacımız olan aşıyı yeterli miktarda ve zamanında temin edemediğimiz gerçeğiyle karşı karşıyayız.      Birçok bilim insanının ortak kanısı, Covid-19 pandemisinin yaşayacağımız son pandemi olmayacağıdır. Dünya’daki sosyoekonomik dengesizliklerin giderek derinleşmesi nedeniyle bu gibi pandemilerin yakın bir gelecekte tekrar yaşanma olasılığı çok yüksektir. Bu nedenle yerli aşı üretimi sadece bugün için değil gelecek içinde çok değerli ve önemlidir. Gelecekte aşı sorununun giderek artacağı ve getireceği devasa halk sağlığı sorunları göz önünde bulundurulduğunda, zaman kaybedilmeden gereken yatırımlar yapılarak yerli aşı üretimine bir an önce başlanması ülkemiz için hayati öneme sahiptir.

Sağlıkta Dönüşüm programı denilen sağlığı kamusal hizmet alanından çıkarıp, ticari kazanç alanına çeviren uluslararası kapitalist sömürü programı ve o programı ülkemizde uygulayan iktidardaki yerli işbirlikçileri yüzünden 70 yıl önce yaptığımız yerli aşı üretimini bugün yapamıyoruz. Maalesef aşı konusunda başka ülkelere bağımlı durumdayız. Sonuç olarak; yerli ve milli olduğunu iddia eden AKP iktidarı ülkemizde yerli aşı üretimine son vermekle “Ulusal Aşı Bağımsızlığımızın Kaybedilmesine” neden olmuştur. Bu da AKP iktidarının en büyük çelişkisidir !

Şimdiye kadar Yorum yok.

Aşağıda Yorum bırakmak için ilk siz olun.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir