Siyasal Paradigmalar
Yüksel Mansur Kılınç Son beş yılda, ülkemizde yayın yapan 1800 gazetenin yarısı kapanmıştır. 2021 yılı sonu itibariyle Türkiye’deki ulusal, bölgesel, yerel gazete sayısı 900'e düşmüştür.... AKP’nin Medya Düzeninde Saray’ın Medya Suçları
Gönderiyi Paylaşın

Yüksel Mansur Kılınç
27. Dönem İstanbul Milletvekili
Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Üyesi

 

“Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.”

 Gazi Mustafa Kemal Atatürk

 

“Gazeteci; basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüstçe kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve oto sansürle mücadele eder. Gazeteci, önce halka ve gerçeğe karşı sorumludur. Bu sorumluluk kamu otoriteleri ve işverenine olan sorumluluklarından önce gelir. Bilgi ve haber ile özgür düşünce, herhangi bir ticari mal ve hizmetten farklı olarak toplumsal nitelik taşır. Gazeteci, ilettiği haber ve bilginin sorumluluğunu üstlenir. Gazetecinin özgürlüğünün içeriğini ve sınırlarını, öncelikle sorumlulukları ile meslek ilkeleri belirler.”

 Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi- Gazetecinin Sorumluluğu

 

GİRİŞ

10 Ocak, ülkemiz basın tarihinde bir dönüm noktasıdır.

10 Ocak 1961’de dünyanın en gelişkin ve demokratik medya çalışma düzenlerinden birini getiren 212 sayılı yasa yürürlüğe girmiştir. Günümüzde Basın İş Kanunu olarak bilinen 5953 Sayılı Yasa, temel olarak 212 sayılı yasaya dayanmaktadır.

Yürürlüğe girdiği tarihten bugüne, geçen 61 yılda bir çok maddesi değiştirilmiş olsa da yasa,

medya çalışanlarının güvencesi olmayı sürdürmektedir.

Sadece Basın İş Kanunu değil, Anayasamızın 26’ncı, 27’nci ve 28’inci maddeleri de medyanın ve medya çalışanlarının hak ve sorumluluklarını düzenleyen en üst yasal güvencelerdir.

Ülkemiz medya alanında, yasal ve anayasal haklar açısından dünyanın ileri ülkeleri arasındadır.

Ancak, uygulamada durum, bunun tersidir.

12 Eylül 1980 darbesi ile uygulamaya konulan politikalar, son 40 yılda medyada da büyük yapısal sorunlara neden olmuştur.

AKP iktidarında geçen son 20 yıl ise medyanın yıkım yılları olmuştur.

AKP’nin 20 yıllık iktidarında özellikle “Tek Adam” yönetimine geçildiği son yıllarda “Saray’ın Medya Operasyonları” ile medyanın topluma karşı sorumluluk anlayışı zayıflatılmış, gazeteciliğin hak ve sorumlulukları yıpratılmış, medya meslek örgütleri ve medya çalışanlarının örgütlülüğü güçsüz bırakılmıştır.

Medyayı tehdit olarak gören AKP, medyayı toplumun taleplerinin ve sorunlarının sesi olmak yerine, kutuplaşmanın aracı haline getirmiştir.

AKP’nin medya düzeninde, “Saray’ın Medya Operasyonları”nın aparatı haline getirilmiş medya kuruluşları ve medya ile ilgili devlet kurum ve kuruluşları her geçen gün daha da acımasızlaşmakta ve vicdansızlaşmaktadır.

“AKP’NİN MEDYA DÜZENİNDE SARAY’IN MEDYA SUÇLARI 2022” raporumuzda,

AKP’nin yarattığı Saray medya düzeni var. Saray’ın medya suçlarını kayda geçiriyoruz.

Ve medyanın sorunlarına çözüm önerilerimizi sunuyoruz. Saygılarımla.

AKP’NİN MEDYA DÜZENİNDE SARAY’IN MEDYA SUÇLARI

 Son 20 yılda olduğu gibi; 2021 yılında da AKP’nin medyaya yönelik baskı ve sindirme politikaları, Saray’ın medya operasyonları devam etmiştir.

  • Kamu kurumlarından ilan-reklam yoluyla yandaşa kaynak aktarma,
  • Bağımsız medyaya ilan kesme ve yayın durdurma cezaları,
  • İşsizliği, sendikasızlığı, örgütsüzlüğü dayatma,
  • Tazminat ve ceza davalarıyla sindirme, bastırma girişimleri,
  • Medya çalışanlarına fiziki saldırılar…

“AKP’nin Medya Düzeninde Saray’ın Medya Suçları” olarak sıraladığımız bu başlıkları daha da artırmak mümkündür.

Cumhurbaşkanı’nın İçişleri Bakanı’nın, İletişim Başkanı’nın ve RTÜK Başkanı’nın medya mensuplarına yönelik tehditleri de Saray’ın medya suçları arasında yerini almaktadır.

2021 YILINI GERİDE BIRAKIRKEN AKP’NİN MEDYA DÜZENİ *

GAZETE SAYISI 1800’DEN 900’E DÜŞTÜ

Son beş yılda, ülkemizde yayın yapan 1800 gazetenin yarısı kapanmıştır. 2021 yılı sonu itibariyle Türkiye’deki ulusal, bölgesel, yerel gazete sayısı 900’e düşmüştür. 2021 yılında en az 50 gazete kapanmış, geri kalan yerel gazetelerin çoğu dönüşümlü olarak yayınlanma düzenine geçmek zorunda bırakılmıştır.

AKP döneminde SEKA’nın kapatılması sonucu, Türkiye’nin kağıtta yüzde 100 dışa bağımlı  hale gelmesi, yazılı basını döviz dalgalanmaları karşısında güvencesiz bırakmıştır. Üç ay önce 600 dolar olan bir ton kâğıdın güncel fiyatı neredeyse bin dolara ulaşmıştır. 2021 yılında kağıt fiyatları yüzde 100 zamlanırken dövizdeki dalgalanma başta yerel olmak üzere bir çok matbaayı kağıtsız bırakmıştır.

Matbaadaki boya, kalıp, işçilik masrafı yüzde 300 oranında artmış, gazete binalarının masrafları ise elektrik, ısınma ve suya gelen zamlarla yüzde 60’tan fazla artmıştır. Artan maliyetler sonucu pek çok gazete sayfa sayısını azaltmak, fiyatına zam yapmak, renkli sayfa sayısını düşürmek, bazı eklerini sonlandırmak zorunda kalmıştır.

12 BİN GAZETECİ İŞSİZ, ÇALIŞANLAR SENDİKASIZ

 “Basın Yayın Gazetecilik” iş kolundaki toplam kayıtlı çalışan sayısı yaklaşık 94 bin kişidir. “Basın Yayın Gazetecilik” iş kolu içerisinde gazete, televizyon, radyo ve haber ajanslarında toplam kayıtlı çalışan sayısı ise SGK’nın 2021 verilerine göre 23.306 kişidir.

İş koluna dahil edilmeyen dijital medyadaki medya çalışanları ile kayıt dışı istihdam edilen medya çalışanları da dahil edildiğinde, gazetecilik alanında çalışanların sayısı 30 bini bulmaktadır.

Ancak, gazetecilik alanında 30 bin kişilik istihdamın yarıya yakını 2021 yılı sonu itibariyle işsizdir. Yerel ve ulusal medyada çalışır durumdaki 12 bin medya çalışanı  işsiz durumdadır.

TÜİK verilerine göre 2021 yılında genel işsizlik oranı %11.7 seviyelerinde iken medya

alanında işsizlik oranı % 40’ı bulmaktadır.

71 iletişim fakültesinden her yıl mezun olan yaklaşık 5 bin öğrencinin ancak yüzde 5’i okuduğu alanda iş bulabilmektedir.

Genel sendikalaşma oranının yaklaşık yüzde 14 olduğu Türkiye’de, gazeteciler arasında sendikalaşma oranı ise yüzde 8,5 ile genel oranın neredeyse yarısına denk düşmektedir.

SON  BİR  YILDA  EN AZ 138    TELEVİZYON KURULUŞU YAYIN HAYATINA SON VERDİ

RTÜK’ten alınan verilere göre, karasal ortamda yayın yapan 16 ulusal televizyon, 8 bölgesel televizyon, 151 yerel televizyon olmak üzere toplam 175, uydu ortamında 350 televizyon, kablolu ortamda ise 172 televizyon kanalı yayın yapmaktadır.

Ancak karasal televizyon yayınları artık neredeyse tamamen sona erdiği için gerçek durum uydu ortamında yapılan yayınlarla ortaya çıkmaktadır.

Başta TÜRKSAT uydu kapasite bedelleri olmak üzere artan maliyetler nedeniyle son bir yılda 138 televizyon kanalı yayın hayatına son vermiştir. Uydu ortamında yayın yapan televizyon kanalı sayısı son beş yılda 1100’den 340’a düşmüştür.

Tele alışveriş, çeşitli konularda paket yayın yapan kanallar dışında uydu yayını yapabilen yerel-bölgesel televizyon kanalı sayısı ise 64’e kadar düşmüştür. Türkiye’de 81 ilin sadece 35’nde yerel televizyon kanalı bulunmaktadır.

Dolar üzerinden alınan uydu kapasite bedelleri son bir yılda dövizdeki hızlı yükseliş nedeniyle özellikle yerel televizyon kanalları için ödenemez duruma gelmiştir. TÜRKSAT, 2021 yılı için dolar kurunu 9 liradan hesaplamıştır. En düşük (2MB)  kapasite bedeli 7.500 dolar, (aylık 67 bin 500 TL) ortalama yayın kalitesi için gereken 4 MB için ise 14.000 dolar (aylık 126 bin TL ) ödenmesi gerekmektedir.

AKP DÖNEMİNDE RADYOLARIN YARISI YAYINDAN ÇEKİLDİ

 2018 yılında RTÜK’te karasal yayın lisansı bulunan toplam radyo sayısı 1126’dan, 2021’de 903’e düşmüştür. 3 yılda toplam radyo sayısında 223 azalma olmuştur.

Ancak, alandaki durum, RTÜK’ün resmi verilerinden farklıdır. Reklam gelirleri azalan, enerji ve erişim giderleri artan, telif hakları tutarlarını ödeyemez duruma gelen radyoların, yayınlarını sürdürmeleri her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Bunun sonucu olarak son beş yılda, radyo kuruluşlarının yarıya yakını yayınlarına son vermiştir.

Birçok yerel radyo işletmecisi imkansızlıklar nedeniyle radyosunu kiraya vermek zorunda kalırken çok sayıda yerel radyo sadece 1 çalışan ile yayınlarına devam edebilmektedir.

İNTERNET MEDYASI ÇALIŞANLARI GAZETECİ SAYILMIYOR

 TÜİK verilerine göre Türkiye’de nüfusun yüzde 79’u aktif internet kullanıcısı. Haber kaynaklarına ulaşımda yüzde 85 ile internet ilk sırada yer almaktadır.

İnternet medyası alanındaki hızlı gelişmelere paralel olarak sorunlar da aynı hızla artmaktadır. Ülkemizde internet medyasının yasal alt yapısı bulunmamaktadır.

İnternet medya kuruluşlarında çalışanlar 5953 Sayılı Kanun kapsamında bulunamamakta, Basın İş Kanunundan kaynaklanan haklardan ve basın kartı sahibi olma hakkından yararlanamamaktadır.

34 GAZETECİ CEZAEVİNDE

 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin hazırladığı rapora göre 2021 yılında gazetecilere 284 dava açılmıştır. Gazetecilerin haberlerine, videolarına, köşe yazılarına ve attıkları tweetlere 141 engelleme kararı getirilmiştir. 19 olayda 24 gazeteci gözaltına alınmıştır. 34 gazeteci ise hala

Ülkemiz, 2021 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 153’üncü sırada bulunmaktadır. Köklü basın tarihine, basın birikimine ve dünyadaki önemli basın yasalarından birine sahip olan ülkemiz, AKP’nin medya uygulamaları sonucu uluslararası raporların malzemesi olmayı hak etmemektedir.

2021 YILINI GERİDE BIRAKIRKEN SARAY’IN MEDYA SUÇLARI

 AKP, oluşturduğu medya düzeni ile, medya çalışanlarının mesleklerini icra edebilecekleri ve emekleri ile geçinebilecekleri medya ortamını yıkıma uğratmıştır.

Medya ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarını ise “Tek Adam” yönetimine göre konumlandırarak medyanın üzerinde “sopa” olarak kullanmaktadır.

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Basın İlan Kurum (BİK), Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı (CİB), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) doğrudan Saray’a bağlı  operasyon aygıtları olarak kullanılmaktadır.

Cumhurbaşkanı’nın, İçişleri Bakanı’nın, İletişim Başkanı’nın ve RTÜK Başkanı’nın medya kurumlarını ve medya çalışanlarını hedef alan açıklamaları da Saray’ın Medya Suçları arasında ön sıralardadır.

SARAY’IN CEZA KESME AYGITI RTÜK

 Kuruluş yasasını ve Anayasayı ihlal eden RTÜK, siyasi iktidarın ekran komiserliğine soyunmuştur. Yayıncıları, iktidarı övenler ve yerenler olarak ikiye ayıran RTÜK, kararlarını da buna göre

RTÜK, 2021 yılında yaptığı 50 toplantıda, toplam 21 milyon 500 bin lira tutarında 71 ceza kararı vermiştir.

Halk TV’ye 23, TELE 1’e 21, Fox TV’ye 15, KRT’ye 8, Habertürk’e 4 kez ceza veren RTÜK, 2021 yılında en çok şikâyet edilen ilk üç kanal sıralamasında bulunan ve haklarında yayın içerikleri ile ilgili izleyiciden on binlerce şikayet gelmesine rağmen A Haber’e, Ülke TV’ye, Kanal 7’ye, TV-NET’e ve CNN Türk’e hiç ceza vermemiştir.

SARAY’IN, “HAVUZ”A KAYNAK AKTARMA AYGITI BİK

 1961 yılında, resmi ilanların objektif ve tarafsız şekilde basına dağıtımının yapılması için özerk bir yapıda kurulan Basın İlan Kurumu (BİK), AKP’nin medya düzeninde Saray’ın basını kontol altına alma, cezalandırma aygıtı olarak konumlandırılmıştır.

Resmi ilanların yüzde 78’ini “Havuz Medya”sına veren BİK; cezaların yüzde 97’sini ise iktidara uyarıcı nitelikte yayın yapan kuruluşlara vermiştir.

BİK’in 2021 yılında verdiği ilan kesme cezaları ise basın tarihine geçmiştir.

BİK, 2021 yılında Cumhuriyet gazetesine 74 günlük resmi ilan cezası vermiş, önceki yıl uygulanan resmi ilan kısıtlamasıyla birlikte Cumhuriyet’e yönelik cezanın toplamı 129 güne ulaşmıştır.

2021 yılında Birgün Gazetesi’ne 26 gün ilan kesme cezası veren BİK, Evrensel’in resmi ilan yayınlama hakkını ise 2019’dan bu yana durdurmuştur. BİK, Evrensel’e yeni cezalar vermeye devam ederken gazetenin ilan ve reklam durdurma cezası bugün kaldırılsa bile 103 gün boyunca ilan alamayacaktır.

BİK, ülkemizde tirajı en yüksek gazete olan Sözcü’ye de 2021 yılında 10 gün ilan kesme cezası vermiştir. Öte yandan Cumhurbaşkanlığınca yayınlanan tasarruf genelgesinde kamu kuruluşlarına günlük gazete alımı yasaklanmıştır.

SARAY’IN MEDYA OPERASYONLARININ YÜRÜTME AYGITI CİB

1920’de Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle kurulan “Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti Umûmîsi”ne dayanan ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin ulusal ve uluslararası haberleşme, basın-yayın ve iletişim kurumları ile ilişkilerini yürütmekle görevli Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, AKP döneminde adım adım yok edilerek yerine 2018’de Saray’ın medya operasyonlarının yürütücüsü olarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı (CİB) kurulmuştur.

İletişim Başkanlığı, hak ihlali sonucu doğuran uygulamalarına 2021 yılında da devam etmiştir. Yüzlerce gazetecinin basın kartını iptal etmeye devam eden İletişim Başkanlığı, yüzlerce basın kartı başvurusunu da bekleterek medya çalışanlarının temel haklarını gasp etmektedir.

Meslek kuruluşlarınca açılan davada Danıştay, Basın Kartları Yönetmeliğini kart iptaline gerekçe gösterilen tüm maddelerini iptal etmesine karşın mağduriyetler giderilmemiştir.

Kendisini yargının üzerinde gören İletişim Başkanı, “Basın Kartları Yönetmeliğimizin bazı maddeleri Danıştay’ca iptal edilmiş. Görevde olduğumuz sürece gazetecilik adı altında terörizm propagandası yapanlarla mücadele edeceğiz. Terör seviciler boşuna sevinmesin” diyerek yargı kararlarını uygulamayacağını ilan etmiştir.

GAZETECİLERE , ERDOĞAN- SOYLU-ALTUN KISKACI

 AKP iktidarının sistematik olarak medyaya yönelik baskılarının yanı sıra, özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun tarafından medya çalışanlarına yönelik tehdit, hedef gösterme, tazminat ve ceza davaları ile sindirme girişimleri devam

Basın Konseyi’nin derlemesiyle Erdoğan, Soylu ve Altun’un 2021 yılında medyaya yönelik saldırılarından örnekler:

  • Cumhurbaşkanı cuma namazı çıkışında cami kapısından konuşup Türkiye’nin en yüksek tirajlı gazetesi için “…gazetesini okumuyorum. Kimse de lüzumsuz yere buna para verip almasın”
  • İçişleri Bakanı, gizli ilişkilerini ortaya çıkaran Cumhuriyet ile özdeş gazeteye “… gazetesi. Sizin tarihiniz derin, kirli ilişkiler tarihidir”
  • İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un, evinin yanındaki vakıf arazisine kaçak inşaatını haberleştirdikleri için haklarında terörden dava açılan Cumhuriyet gazetesi muhabir ve yöneticilerinin yargılaması sürüyor.
  • Anıtkabir’de milli günlerde düzenlenen törenlerde medyaya akreditasyon uygulandı. İktidara yakın medyaya sonuna kadar açılan törenleri, iktidara uyarıcı nitelikte yayın yapan medya kuruluşlarının izlemesi yasaklandı..

AKP’NİN ÇÖKERTTİĞİ MEDYA AYAĞA KALKACAKTIR

Medyayı tehdit, haberciliği suç olarak gören ‘Tek Adam” yönetimi, önümüzdeki ilk seçimlerde sone erecektir. İktidar değişikliği ile birlikte Türkiye’de medya için de yeni bir dönem başlayacaktır.

Ülkemizin dört bir yanında medya çalışanları ve medya kuruluşlarının temsilcileri ile yaptığımız görüşmeler, medya alanındaki meslek birliklerinin yaptığı çalışmalar, halkın medyadan talepleri ve 21. yüzyıl medya ortamının gerekliliklerini göz önünde bulundurarak, medyanın sorunlarına yönelik çözüm önerilerimizi hazırlamış durumdayız.

Partimiz, geçen sene Ekim ayında Genel Başkanımızın katılımıyla Marmaris’te Anadolu Buluşması Yerel Medya Çalıştayı düzenlemiştir. Ulusal ve yerel medya temsilcileri, medya meslek örgütlerinin temsilcileri ve medya çalışanları iki gün boyunca medyanın sorunlarını ve çözüm yollarını görüşmüşlerdir. Medya alanı ile ilgili buluşmalarımız 2022 yılında da devam edecektir.

Partimizin İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’nde ifade edildiği gibi medyanın sorunları, katılımcı bir anlayış ile ve medya özgürlüğü esas alınarak çözüme kavuşturulacaktır.

Bunun için;

 Basın İş Kanunu Güncellenecektir

  • Basın İş Kanunu olarak bilinen 5953 sayılı “Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun”, yeni medyadaki gelişmeler, halkın haber alma hakkını özgürce kullanması, medya örgütlülüğü ve medya özgürlüğü gözetilerek; medya çalışanlarının ve medya meslek örgütlerinin katılımıyla güncellenecektir.

Medya Çalışanlarının Örgütlülüğü ve İstihdamı Teşvik Edilecektir

  • Medya özgürlüğü; medya çalışanlarının örgütlülüğü, yurttaşların bilgi edinme hakkı ve düşünce özgürlüğü ile birlikte ele alınacaktır. Kamu yararına yayıncılık yapacak özgür medya ortamının yaratılması için medyada sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılacaktır.

Medya çalışanlarının istihdamına yönelik teşvik paketleri uygulanacaktır. İletişim fakültesi mezunlarının ulusal ve yerel medyada istihdamı, uygulanacak destek programları ile teşvik edilecek, medyanın yetişmiş in gücü ihtiyacına yönelik çalışmalar yapılacaktır.

Basın İlan Kurumu Yeniden Yapılandırılacaktır

  • Basın İlan Kurumu’nun yapısı, meslek örgütü temsilcileri ve gerçek bağımsız katılımcılarla yeniden düzenlenecektir. Basın İlan Kurumu’nun yüzde 15 olan komisyon oranı yüzde 5’e çekilerek yerel medya başta olmak üzere gazetelere kamu ilanları objektif kriterlere göre ve hakça dağıtılacaktır.

RTÜK, Gerçek Bir Düzenleme Kurumuna Dönüştürülecektir

  • “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun” medya alanının bileşenlerinin katılımı ile güncellenecektir.

Başta yerel medya olmak üzere yayıncı kuruluşları rahatlatacak adımlar hızla atılacak; öncelikle RTÜK’ün 10 yıllık yayın lisans bedeli ile TÜRKSAT yayın kapasite bedeli düşürülecek, ulusal ile yerel yayıncının lisans ve uydu kapasite bedelinin aynı olması uygulaması terk edilecek ve ödenebilir düzeye çekilecektir.

Öncelikli yayın spotları ücretlendirilecek, radyo ve televizyonların da Basın İlan Kurumu’ndan ilan alan yazılı medya kuruluşları gibi düzenli bir gelire kavuşmaları sağlanacaktır.

İnternet Medyası Yasal Statüye Kavuşturulacaktır

  • İnternet medyasını yasal alt yapıya kavuşturacak düzenleme hemen yapılacaktır. İnternet haberciliği yapan medya kuruluşlarının kurumsal yapısı güçlendirilecek, internet mecrasında haberciler basın yasası kapsamına alınacak ve basın kartı almaları, medya alanındaki sendikalara üye olmaları sağlanacaktır.

Telif Tutarları Bakanlığın Desteği ile Ödenebilecek Seviyelere Çekilecektir

  • Kültür ve Turizm Bakanlığı-RTÜK, medya kuruluşu temsilcileri, Müzik Meslek Birlikleri ve diğer paydaşlarla birlikte telif hakları ödemeleri ile ilgili çalışma yapılacaktır.

Telif   tutarları,   bakanlığın   bütçe   desteği   ile   eser   sahiplerinin   de hak kaybı yaşamayacağı şekilde radyo-televizyonların ödeyebileceği seviyelere çekilecektir.

Medyanın Dijital Dönüşümü Desteklenecektir

  • Başta yerel medya olmak üzere medya kuruluşlarının dijital dönüşümlerini gerçekleştirebilmeleri için RTÜK ve Basın İlan Kurumu eliyle teknolojik alt yapı ve eğitim desteği verilecektir. RTÜK’ün gelirlerinden artarak Hazine’ye gelir kaydedilen bölümü ile Basın İlan Kurumu’nun aldığı komisyondan belli bir oran objektif kriterler ışığında medyanın dijital dönüşümü ve yerel yayıncılığın güçlendirilmesi için kullanılacaktır.

Medya Kurumlarının Sahiplik Yapısı ile İlgili Düzenlemeler Yapılacaktır

  • Medya kuruluşlarının sahiplik yapıları ile ilgili medya özgürlüğü ve kamu yarına yayıncılık esasları çerçevesinde düzenlemeler yapılacaktır. Medya sahiplerinin kamu ihalelerine girmeleri yasaklanacaktır.

Tiraj, İzlenme ve Dinlenmede Bağımsız Ölçümleme Sistemi Kurulacaktır

  • Medya kuruluşlarının, güvenilir tiraj, izlenme ve dinlenme verileri için bağımsız ölçümleme sistemi kurulacaktır. Resmi ilanların objektif kriterlere göre ve hakça dağıtılması güvence altına alınacak, medya kuruluşlarının kamu kurumları reklamlarından adil bir biçimde pay almaları sağlanacaktır.

TRT ve AA Halkın Sesi Olacaktır

  • Kuruluş ilkeleri gereğince kamu yayıncılığı yapması zorunlu olan ancak iktidarın propaganda aracı haline gelen TRT ve Anadolu Ajansı’nda siyasal tarafsızlık ve özerk kurumsal yapı sağlanacak; TRT ve AA halkın sesi olacaktır.

Medya Meslek Örgütleri Güçlendirilecektir

  • Ülkemiz, medya çalışanlarının örgütlülüğü alanında önemli birikimlere sahiptir. Ancak medya meslek örgütlerinin giderek daha fazla parçalı hale gelen yapısı, iktidara “böl- parçala-yönet” imkanı sunmaktadır.

Yeni dönemde gerekirse özel bir yasal düzenleme ile medya örgütlülüğü alanındaki kuruluşların işlevleri mesleğin kamu görevi anlayışı ile ele alınacak ve meslek örgütleri güçlendirilecektir.

Mesleğin halkın gözünde güvenirliğinin artırılması, medyanın gerçek işlevine kavuşturulması için meslek kuruluşları her aşamada insiyatif sahibi olacakladır.

*Sarı Basın Kartı , gazetecilik mesleğinin simgesidir. Sarı rengi, kartla öyle bir bağdaşmıştır ki basın kartına kimse sadece basın kartı demez. “Sarı Basın Kartı” der. Gazeteciler, sarı basın kartının Turkuvaz rengine dönüştürülmesine karşı çıkıyor.

 *Rapordaki veriler; Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Basın Konseyi, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF), Türkiye Gazeteciler Konfederasyon (TGK), Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği (RATEM), Telekomünikasyon Uydu ve Yayıncılık İş İnsanları Derneği (TUYAD), Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’ndan alınmıştır.

Şimdiye kadar Yorum yok.

Aşağıda Yorum bırakmak için ilk siz olun.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.